Search Results Heading

MBRLSearchResults

mbrl.module.common.modules.added.book.to.shelf
Title added to your shelf!
View what I already have on My Shelf.
Oops! Something went wrong.
Oops! Something went wrong.
While trying to add the title to your shelf something went wrong :( Kindly try again later!
Are you sure you want to remove the book from the shelf?
Oops! Something went wrong.
Oops! Something went wrong.
While trying to remove the title from your shelf something went wrong :( Kindly try again later!
    Done
    Filters
    Reset
  • Discipline
      Discipline
      Clear All
      Discipline
  • Is Peer Reviewed
      Is Peer Reviewed
      Clear All
      Is Peer Reviewed
  • Item Type
      Item Type
      Clear All
      Item Type
  • Subject
      Subject
      Clear All
      Subject
  • Year
      Year
      Clear All
      From:
      -
      To:
  • More Filters
7 result(s) for "simplexin"
Sort by:
Abiotic Degradation of the Toxin Simplexin by Soil Collected from a Pimelea-Infested Paddock
Pimelea poisoning of cattle is caused by the toxin simplexin present in native Pimelea plant species. Surface weathering and burial of Pimelea plant material under soil in Pimelea-infested pastures previously showed simplexin degradation, suggesting soil microbial metabolism and/or abiotic degradation of simplexin in the field. This current study investigated whether soil from a Pimelea-infested paddock was capable of simplexin degradation in the laboratory. The effects of temperature on isolated simplexin levels and simplexin levels in Pimelea plant material treated with field-collected soil, acid-washed sand or bentonite were determined. Pimelea plant material incubated in field-collected soil at 22 °C for seven days did not show any simplexin degradation. Isolated simplexin preadsorbed to field-collected soil, acid-washed sand or bentonite showed simplexin decrease after one hour of incubation at 100 °C with three breakdown products identified by UPLC-MS/MS, indicating that toxin breakdown can be a heat-induced process rather than a microbial-based metabolism. Decreased simplexin levels were observed in Pimelea plant material mixed with acid-washed sand under similar incubation conditions. Overall, the study showed the field-collected soil did not contain soil microorganisms capable of simplexin metabolism within a short period of time. However, the co-exposure to high temperature resulted in significant abiotic simplexin breakdown, without microorganism involvement, with the product structures suggesting that the degradation was a heat promoted acid hydrolysis/elimination process. Overall, this study demonstrated that simplexin breakdown in the field could be a thermal abiotic process with no indication of microbial involvement.
Poisonous Plants of the Genus Pimelea: A Menace for the Australian Livestock Industry
Pimelea is a genus of about 140 plant species, some of which are well-known for causing animal poisoning resulting in significant economic losses to the Australian livestock industry. The main poisonous species/subspecies include Pimelea simplex (subsp. simplex and subsp. continua), P. trichostachya and P. elongata (generally referred to as Pimelea). These plants contain a diterpenoid orthoester toxin, called simplexin. Pimelea poisoning is known to cause the death of cattle (Bos taurus and B. indicus) or weaken surviving animals. Pimelea species are well-adapted native plants, and their diaspores (single seeded fruits) possess variable degrees of dormancy. Hence, the diaspores do not generally germinate in the same recruitment event, which makes management difficult, necessitating the development of integrated management strategies based on infestation circumstances (e.g., size and density). For example, the integration of herbicides with physical control techniques, competitive pasture establishment and tactical grazing could be effective in some situations. However, such options have not been widely adopted at the field level to mitigate ongoing management challenges. This systematic review provides a valuable synthesis of the current knowledge on the biology, ecology, and management of poisonous Pimelea species with a focus on the Australian livestock industry while identifying potential avenues for future research.
Identification of Acid Hydrolysis Metabolites of the Pimelea Toxin Simplexin for Targeted UPLC-MS/MS Analysis
Pimelea poisoning of cattle is a unique Australian toxic condition caused by the daphnane orthoester simplexin present in native Pimelea pasture plants. Rumen microorganisms have been proposed to metabolise simplexin by enzymatic reactions, likely at the orthoester and epoxide moieties of simplexin, but a metabolic pathway has not been confirmed. This study aimed to investigate this metabolic pathway through the analysis of putative simplexin metabolites. Purified simplexin was hydrolysed with aqueous hydrochloric acid and sulfuric acid to produce target metabolites for UPLC-MS/MS analysis of fermentation fluid samples, bacterial isolate samples, and other biological samples. UPLC-MS/MS analysis identified predicted hydrolysed products from both acid hydrolysis procedures with MS breakdown of these putative products sharing high-resolution accurate mass (HRAM) fragmentation ions with simplexin. However, targeted UPLC-MS/MS analysis of the biological samples failed to detect the H2SO4 degradation products, suggesting that the rumen microorganisms were unable to produce similar simplexin degradation products at detectable levels, or that metabolites, once formed, were further metabolised. Overall, in vitro acid hydrolysis was able to hydrolyse simplexin at the orthoester and epoxide functionalities, but targeted UPLC-MS/MS analysis of biological samples did not detect any of the identified simplexin hydrolysis products.
Artımlı Popülasyon Ateşböceği Optimizasyon Algoritması
Ateşböceği Algoritması (FA), doğadaki ateşböceklerinin ışık yayma ve eş bulma davranışlarından ilham alan bir metasezgisel optimizasyon algoritmasıdır. Bu çalışmada FA’nın yerel optimumlara takılma ihtimalini azaltmak ve daha başarılı sonuçlar üretebilmesini sağlamak amacıyla Artımlı Popülasyon Ateşböceği Optimizasyon Algoritması (IFA) geliştirilmiştir. Artımlı popülasyon, belirli aralıklarla popülasyona yeni çözümlerin katılmasını ifade eder. Popülasyona katılacak yeni çözümler belirlenirken farklı yöntemler kullanılır. Bu çalışmada dört farklı yöntem kullanılarak yeni çözümler üretilmiş ve üretilen çözümler 5 ve 10 iterasyon aralıklarıyla popülasyona ilave edilmiştir. Bunun yanında, sosyal öğrenmenin IFA üzerindeki etkisini araştırmak amacıyla artım işleminin 100. iterasyondan sonra başlatıldığı Sosyal Öğrenmeli Artımlı Popülasyon Ateşböceği Optimizasyon Algoritması (SLIFA) uygulanmıştır. Elde edilen verilere göre, IFA ve SLIFA sonuçlarının birçok durum için FA sonuçlarından daha başarılı olduğu gösterilmiştir.
Vajinit Ön Tanılı Olgularda Trichomonas vaginalis Saptanmasında Tanı Yöntemlerin Karşılaştırılması ve Çeşitli Patojenlerle Birlikteliği
Amaç: Trichomonas vaginalis (T. vaginalis) tanısında direkt mikroskobi, boyalı bakı ve kültür yöntemi gibi parazitolojik tanı yöntemleri sıklıkla kullanılmaktadır. Ancak günümüzde başta DNA tabanlı yöntemler olmak üzere yeni tanı yöntemleri geliştirilmekte ve farklı patojenlerin aynı anda tanınmasına olanak sağlamaktadır. Çalışmamızda, T. vaginalis ve beraberinde farklı patojenlerin saptanabildiği multipleks polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) tercih edilmesinin klasik yöntemlere alternatif olup olamayacağı ve oluşabilecek patojen birlikteliğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntemler: Araştırmamızda Manisa Celal Bayar Üniversitesi ve Manisa Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Poliklinikleri'ne başvuran 100 kadın hastanın rutin muayene sırasında alınan sürüntü örnekleri değerlendirilmiştir. Bu örneklerde direkt mikroskobi, Giemsa boyama ve kültür ile T. vaginalis varlığı araştırılmıştır. Gerçek zamanlı multipleks PZR yöntemiyle de T. vaginalis yanı sıra diğer olası etkenler de araştırılmıştır. Bulgular: Çalışmamıza dahil olan 100 hasta örneğinden 85'inde (%85) en az bir etken saptanmıştır. T. vaginalis pozitifliği, parazitolojik tanı yöntemleri ile örneklerin 6'sında (%6), multipleks PZR ile örneklerin 10'unda (%10) saptanmıştır. Bunun yanı sıra gerçek zamanlı multipleks PZR ile örneklerin 4'ünde (%4) Chlamydia trachomatis, 3'ünde (%3) Neisseria gonorrhoeae, 68'inde (%68) Ureaplasma urealyticum/parvum, 68'inde (%68) Gardnerella vaginalis ve 1'inde (%1) Herpes simpleks virüs 1/2 pozitifliği bulunmuştur. Multipleks PZR ile bakılan diğer bir etken olan Mycoplasma genitalium ise hiçbir örnekte pozitif bulunmamıştır. T. vaginalis için parazitolojik bir test olan kültürün ve multipleks PZR testinin Kappa değeri %59,5 ile orta derece uyum göstermiştir. Sonuç: T. vaginalis tanısında mikroskobi ve kültür yöntemlerinin yanı sıra, özgüllüğü ve duyarlılığı yüksek olan gerçek zamanlı multipleks PZR yöntemini kullanmanın çoklu enfeksiyonları da saptayarak doğru ve etkin tedaviye katkıda bulunacağı kanısına varılmıştır.
Doğrusal Programlama Metoduyla Diyarbakır İli Gıda Sektöründe Bir Üretim Planlama Uygulaması
Üretim, işletmeler için en temel faaliyetlerdendir. İşletmeler gelirlerini arttırmak için kaynaklarını verimli bir şekilde kullanmak, üretimlerini belirli bir plan ve programa göre gerçekleştirmek zorundadır. Üretim planlaması, planlamanın yapıldığı bir döneme ait belirlenen üretim hedefidir. Üretim planlaması, gelecek zamanda ihtiyaç duyulacak olan üretim miktarlarına mevcut kaynaklara göre karar verme sürecidir. Üretimi yapılacak malın talep durumu, fiyatı, kalitesi, hammadde temini, pazar ve tüketici tercihleri ile işletme kapasitesi gibi unsurlar üretim planlama sürecinde beraber değerlendirilmektedir. Üretim planlaması çalışmalarında kullanılan en etkili yöntemlerden birisi doğrusal programlamadır. Doğrusal programlama üretim planlamasında; girdi planlaması, pazarlama planlaması ve ulaşım planlamasında yaygın kullanılan bir karar verme metodudur. Bu üretim planlaması, üretim ihtiyaçlarının karşılanması için gereken kaynakların en uygun düzeyde kullanımını incelemiştir. Bu çalışmada doğrusal programlama modellerinin bir çözüm yöntemi olan simpleks metodu kullanılarak Diyarbakır ili gıda sektöründe tatlı üretimi yapan bir işletmenin optimal üretim miktarları hesaplanmıştır. Doğrusal programlama modellerinden simpleks metodu, uygulaması yapılan işletmenin problem durumu için uygun bulunduğundan seçilmiştir. Simpleks metoduyla kurulan model, amaç fonksiyonu ile kısıt denklemlerinden oluşmaktadır. Tasarlanan model ile hedeflenen asıl amaç, uygun üretim miktarlarını belirleyerek işletmenin kâr maksimizasyonunu sağlanmaktır. Elde edilen verilere ve hesaplamalara göre; işletmenin işgücü ayarlamalarını uygun bir şekilde planlaması koşuluyla hesaplanan miktarlarda üretim yapması durumunda kârını artırması mümkün olacaktır. Tasarlanan model, QM for Windows 4.0 programıyla çözümlenmiştir.
Finansal Optimizasyon Modellerinin Elektrik Piyasalarına Uygulanması ve Geliştirilmesi
Elektrik piyasasındaki tedarikçiler elektrik üretimine yönelik yalnızca teknik sorunlarla değil aynı zamanda elektrik piyasası riskleri ile de başa çıkmaya ihtiyaçları vardır. Serbest elektrik piyasası ortamında risklerini daha etkili yönetebilmeleri için üretim kapasitelerini ve piyasa teklif stratejilerini optimize etmeleri gerekmektedir. Ek olarak, elektrik ekonomik olarak stoklanamayan dahası eş zamanlı olarak üretilip tüketilmesi gereken bir ürün/servis olarak tanımlanmaktadır. Tüm bunlara ek olarak, elektrik üreticileri iletim, üretim, yakıt fiyatı, su rejimi, rüzgar, güneş ve benzeri hususlarıda elektrik üretim ve satış sürecinde dikkate almaları gerekmektedir. Modern portföy teorisi ve bundan türeyen metodolojilerin, piyasa risklerinin yönetimi ve elektrik piyasalarında teklif stratejilerinin belirlenmesi için faydalı bir araç olarak kullanılabilir.Bu tez, Ortalama-varyans, Alt taraf risk, Yarı-varyans, Riske Maruz Değer ve Tarihsel Riske Maruz Değer metotlarının iki büyük elektrik piyasasına, Nord Pool Elspot ve Türk Gün-öncesi Piyasası, uygulanabilirliklerine yönelik geniş bir değerlendirme sunmaktadır. Sonuçlar, finans literatüründe genişçe kullanılan bu yöntemlerin, elektrik piyasaları içinde geliştirilebileceği ve etkili bir şekilde kullanılabileceğini göstermiştir. Elektrik piyasalarındaki karar vericiler bu yöntemleri kendi piyasa risklerini etkili bir şekilde yönetmek ve üretim ve teklif stratejilerini geliştirmek için uyarlayıp kullanabilir.