Search Results Heading

MBRLSearchResults

mbrl.module.common.modules.added.book.to.shelf
Title added to your shelf!
View what I already have on My Shelf.
Oops! Something went wrong.
Oops! Something went wrong.
While trying to add the title to your shelf something went wrong :( Kindly try again later!
Are you sure you want to remove the book from the shelf?
Oops! Something went wrong.
Oops! Something went wrong.
While trying to remove the title from your shelf something went wrong :( Kindly try again later!
    Done
    Filters
    Reset
  • Discipline
      Discipline
      Clear All
      Discipline
  • Is Peer Reviewed
      Is Peer Reviewed
      Clear All
      Is Peer Reviewed
  • Item Type
      Item Type
      Clear All
      Item Type
  • Subject
      Subject
      Clear All
      Subject
  • Year
      Year
      Clear All
      From:
      -
      To:
  • More Filters
      More Filters
      Clear All
      More Filters
      Source
    • Language
75 result(s) for "Aslan, Erkan"
Sort by:
Animasyon (çizgi film) tarihine kültür aktarımı açısından bir bakış
Gelişen teknolojiye koşut olarak birçok disiplinin çalışma alanında köklü değişiklikler meydana gelmektedir. Özellikle folklor gibi bilim dalları, veri toplama ve inceleme açısından, dijital alanlardan gün geçtikçe daha fazla yararlanmaktadır. Bu bağlamda, teknolojik gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan animasyon gibi türler, içerisinde barındırdığı kültürel ögeler nedeniyle, 21. yüzyılda çağdaş bir “folklor anlatısı” olarak işlev görmektedir. Yaklaşık 100 yıllık bir tarihe sahip olan animasyonun, özellikle Disney Stüdyosu’nun kurulmasıyla folklorik bir alt yapıya sahip olduğu söylenebilir. Bu açıdan bakıldığında animasyonun, kültür aktarımı konusunda da önemli bir işleve sahip olduğu görülmektedir. Bu durumun belirgin bir örneğini Japonya oluşturmaktadır. Batı’dan aldığı tekniklere kendi kültürel unsurlarını katarak oluşturduğu animeler, Japon kültürünün popülerleşmesinde önemli bir aracıdır. Türkiye’de ise yaklaşık 60 yıllık bir tarihe sahip olan animasyon, özellikle TRT Çocuk kanalının kurulması ile büyük bir gelişme göstermiş ve Türk kültürünün bu alanda temsili sağlanmıştır. Son yıllarda animasyona aktarılan Dede Korkut Hikâyeleri ve Keloğlan gibi anlatılar, animasyon ile folklor ilişkisini yansıtan belirgin örneklerdir. Bununla birlikte üniversitelerde açılan animasyon bölümleri, profesyonel animatör yetişmesine olanak tanımıştır. Yine animasyon, yarattığı kültür ekonomisi ile büyük bir sektör durumundadır. Animasyonun bütün bu özellikleri göz önüne alındığında 21. yüzyılın en önemli kültür aktarım kanalından birisi olduğunu söylemek mümkündür. Bu çalışmada animasyon ve kültür aktarımı arasındaki ilişki, animasyon tarihi üzerinden sorgulanmış ve animasyonun kültür aktarımı konusunda oldukça büyük bir etki gücüne sahip olduğu sonucuna varılmıştır.
A Look at the History of Animation (Cartoon) in Terms of Cultural Transfer / Animasyon (Çizgi Film) Tarihine Kültür Aktarımı Açısından Bir Bakış
As a result of technological developments, radical changes have taken place in the field of study of many disciplines. In particular, science branches like folklore are using more and more from digital fields in terms of data collection and analysis. In this context, genres such as animation, which arise due to technological developments, function as a contemporary “folklore narrative” in the 21st century due to the cultural element they contain. The animation, which has a history of about 100 years, has a folkloric infrastructure, especially with the establishment of the Disney Studio. From this point of view, it will be seen that animation also has a great deal of function on culture transfer. A clear example of this is Japan. The animations created by adding their own cultural elements to the techniques they acquire from the West are an important tool in the popularization of Japanese culture. Animation, which has a history of about 60 years in Turkey, has shown a great improvement especially with the establishment of TRT Children’s channel and it has been provided with the representation of Turkish culture. Dede Korkut Stories and Keloğlan, which have been transferred to animation in recent years, are examples that reflect the relationship between animation and folklore. Moreover, the animation departments at the universities allow the professional animator to train. When all these features of the animation are taken into consideration, it is possible to say that it is one of the most important cultural transmission channels of the 21st century. In this study the relationship between animation and culture transfer, was questioned on animation history and it has been concluded that animation has a great influence on cultural transfer.
Animasyon (Çizgi Film) Tarihine Kültür Aktarımı Açısından Bir Bakış
As a result of technological developments, radical changes have taken place in the field of study of many disciplines. In particular, science branches like folklore are using more and more from digital fields in terms of data collection and analysis. In this context, genres such as animation, which arise due to technological developments, function as a contemporary “folklore narrative” in the 21st century due to the cultural element they contain. The animation, which has a history of about 100 years, has a folkloric infrastructure, especially with the establishment of the Disney Studio. From this point of view, it will be seen that animation also has a great deal of function on culture transfer. A clear example of this is Japan. The animations created by adding their own cultural elements to the techniques they acquire from the West are an important tool in the popularization of Japanese culture. Animation, which has a history of about 60 years in Turkey, has shown a great improvement especially with the establishment of TRT Children’s channel and it has been provided with the representation of Turkish culture. Dede Korkut Stories and Keloğlan, which have been transferred to animation in recent years, are examples that reflect the relationship between animation and folklore. Moreover, the animation departments at the universities allow the professional animator to train. When all these features of the animation are taken into consideration, it is possible to say that it is one of the most important cultural transmission channels of the 21st century. In this study the relationship between animation and culture transfer, was questioned on animation history and it has been concluded that animation has a great influence on cultural transfer.
133 Dissection of an extraordinary location of sentinel lymph nodes and hysterectomy without manipulator in a patient with endometrial cancer
Introduction/BackgroundEndometrial cancer (EC) is the most common gynecological malignancy throughout the world. Sentinel lymph node biopsy with indocyanine green (ICG) has become more widely used and has been featured in recently published guidelines for EC.MethodologyA 45-year-old female with gravidity 0, parity 0, and body mass index 23.4 kg/m2 presented with complaints of abnormal uterine bleeding (spotting). Increased endometrial thickness was detected on transvaginal ultrasound (10 mm) in the postmenstrual period. Endometrioid type endometrial adenocancer with focal squamous differentiation International Federation of Gynecology and Obstetrics (FIGO) grade 1 was detected on endometrial biopsy.Laparoscopic bilateral sentinel lymph node dissection with indocyanine green (ICG), hysterectomy (without uterine manipulator) + bilateral salpingo-oophorectomy were performed (video).ResultsThe patient stayed in hospital for 1 day. The final pathology result showed a FIGO grade 1, endometrioid type endometrial adenocancer with focal squamous differentiation, as a 1.5x 1 cm tumorous mass invading less than one-half of the myometrium. Neither lymphovascular invasion nor sentinel lymph node metastasis was detected.ConclusionThis video article is the first video demonstration of bilateral isolated high pelvic, para-aortic sentinel lymph node dissection in endometrial cancer.DisclosuresNo major complications occurred during or after the surgery.
Fakelore mu, Geleneğin İcadı mı, Uygulamalı Halk Bilimi mi? Hamamönü Hıdırellez Şenlikleri Üzerine Bir İnceleme
Hıdırellez, bahar ve bolluk bayramı olarak gerek Türk dünyasında gerekse Türkiye’nin birçok bölgesinde varlığını sürdüren mevsimsel ritüelistik kutlamalardandır. Çoğunlukla 5-6 Mayıs tarihlerinde kutlanan bu bay- ramın ismi, Hızır ve İlyas kelimelerinin halk ağzında birlikte söylenmesiyle oluşturulmuştur. İnanışa göre Hızır ve İlyas adında doğaüstü niteliklere sahip iki peygamber, evlere gelerek bolluk ve bereket getirmekte ve zaman zaman insanların yardımına koşmaktadır. Hızır bu görevi karada, İlyas ise denizde yapmaktadır. Hızır ve İlyas senede bir gün, 6 Mayıs tarihinde bir araya gelmekte ve bu birliktelikten kaynaklı olarak da Hıdırellez kutlamaları yapılmaktadır. Tarihi İslamiyet’ten önceki dönemlere uzanan Hıdırellez’in, son zamanlarda özellikle belediyeler tarafından yeniden canlandırılarak şehir merkezlerinde festival havası içerisinde kutlandığı görülmektedir. Çalışmada, bu kutlamalardan biri olan Ankara Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi ve Altındağ Beledi- yesi tarafından organize edilen Hamamönü Hıdırellez Şenlikleri; fakelore, geleneğin icadı ve uygulamalı halk bilimi kavramları çerçevesinde ele alınmıştır. 2019 yılında dokuzuncusu düzenlenen şenlik, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Halk Bilimi Bölümü akademik personeli ile öğrencilerinin katkıları ve belediyenin desteğiyle Hamamönü’nde bulunan bir parkta 5 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. Şenlik esnasında ateşten atlama, tuz ekmek hakkı, âşık çadırı, masal çadırı, orta oyunu, çocuk oyunları, nisan tası gibi birçok uygulamaya yer verilmektedir. İçerisinde, yukarıda bahsedilen ritüelleri barındıran bu tür kutlamalar, kimi zaman beraberinde fakelore tartışmalarını da getirmektedir. Fakelore, İngilizce “fake / sahte” ve “lore / bilgi” kelimelerinden oluşturulan ve sahte folkloru tanımlamak için kullanılan bir kavramdır. Çalışmada Hamamönü Hıdırellez Şenlikleri, fakelore, geleneğin icadı ve uygulamalı halk bilimi bağlamında; geleneğin kutlanma zamanı, mekânı, ritüelistik özellikleri, işlevi ve katılımcıları açısından incelenmiştir. Şenliğin gelenek temelli olması ve herhangi bir maddi kaygı gözetmemesi, fakelore kavramından ziyade, çağdaş kente uyarlanmış bir uygulamalı halk bilimi örneği olarak ele alınması gerektiği sonucunu ortaya koymuştur.
Fakelore mu, geleneğin icadı mı, uygulamalı halk bilimi mi? Hamamönü Hıdırellez Şenlikleri üzerine bir inceleme
Hıdırellez, bahar ve bolluk bayramı olarak gerek Türk dünyasında gerekse Türkiye’nin birçok bölgesinde varlığını sürdüren mevsimsel ritüelistik kutlamalardandır. Çoğunlukla 5-6 Mayıs tarihlerinde kutlanan bu bayramın ismi, Hızır ve İlyas kelimelerinin halk ağzında birlikte söylenmesiyle oluşturulmuştur. İnanışa göre Hızır ve İlyas adında doğaüstü niteliklere sahip iki peygamber, evlere gelerek bolluk ve bereket getirmekte ve zaman zaman insanların yardımına koşmaktadır. Hızır bu görevi karada, İlyas ise denizde yapmaktadır. Hızır ve İlyas senede bir gün, 6 Mayıs tarihinde bir araya gelmekte ve bu birliktelikten kaynaklı olarak da Hıdırellez kutlamaları yapılmaktadır. Tarihi İslamiyet’ten önceki dönemlere uzanan Hıdırellez’in, son zamanlarda özellikle belediyeler tarafından yeniden canlandırılarak şehir merkezlerinde festival havası içerisinde kutlandığı görülmektedir. Çalışmada, bu kutlamalardan biri olan Ankara Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi ve Altındağ Belediyesi tarafından organize edilen Hamamönü Hıdırellez Şenlikleri; fakelore, geleneğin icadı ve uygulamalı halk bilimi kavramları çerçevesinde ele alınmıştır. 2019 yılında dokuzuncusu düzenlenen şenlik, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Halk Bilimi Bölümü akademik personeli ile öğrencilerinin katkıları ve belediyenin desteğiyle Hamamönü’nde bulunan bir parkta 5 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. Şenlik esnasında ateşten atlama, tuz ekmek hakkı, âşık çadırı, masal çadırı, orta oyunu, çocuk oyunları, nisan tası gibi birçok uygulamaya yer verilmektedir. İçerisinde, yukarıda bahsedilen ritüelleri barındıran bu tür kutlamalar, kimi zaman beraberinde fakelore tartışmalarını da getirmektedir. Fakelore, İngilizce “fake / sahte” ve “lore / bilgi” kelimelerinden oluşturulan ve sahte folkloru tanımlamak için kullanılan bir kavramdır. Çalışmada Hamamönü Hıdırellez Şenlikleri, fakelore, geleneğin icadı ve uygulamalı halk bilimi bağlamında; geleneğin kutlanma zamanı, mekânı, ritüelistik özellikleri, işlevi ve katılımcıları açısından incelenmiştir. Şenliğin gelenek temelli olması ve herhangi bir maddi kaygı gözetmemesi, fakelore kavramından ziyade, çağdaş kente uyarlanmış bir uygulamalı halk bilimi örneği olarak ele alınması gerektiği sonucunu ortaya koymuştur.
Türk Halk Bilimi Çalışmalarının Önemli İsmi Prof. Dr. Ali Berat Alptekin’i Kaybettik
Prof. Dr. Ali Berat Alptekin, halk biliminin birçok farklı alanıyla ilgili çalışmalar yapmıştır. Masal ve halk hikâyesi üzerine yaptığı çalışmalar, Türk halk bilimi araştırmalarında köşe taşı niteliğindedir. Onun, Taşeli Plâtosu Masallarında Motif ve Tip Araştırması -İnceleme-Metinler- başlıklı çalışması yöntem açısından birçok çalışmaya örnek olmuştur. Yine Halk Hikâyelerinin Motif Yapısı adlı çalışması, yayımlandığı tarihten günümüze, halk hikâyeleri konusunda başvurulan temel kaynaklardan biridir.
Türk halk bilimi çalışmalarının önemli ismi Prof. Dr. Ali Berat Alptekin’i kaybettik
10 Nisan 1953 tarihinde Mersin’in Silifke ilçesine bağlı İmamuşağı köyünde dünyaya gelen Prof. Dr. Ali Berat Alptekin; ilkokulu köyünde, ortaokul ve liseyi Silifke’de tamamlamıştır. 1973 yılında başladığı Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1977 yılında mezun olmuştur.
Implementation and Comparative Analysis of Supervised Machine Learning Methods for Domain Modeling and Grade Estimation Techniques
In the face of dwindling economic mineral resources, this study addresses the critical need for reliable characterization of the mineral resources for improved extraction methods and safer, more profitable mining operations. Current resource modeling techniques are time-consuming, and prone to errors due to manual interpretation of detailed data leading to economic viability issues due to uncertainties associated with the estimates.Geostatistics, while a predominant method in resource modeling, depends on assumptions that may not always hold true, and common practices, such as variogram interpretations, and data filtering, can introduce errors early in the modeling process. Supervised Machine learning (ML) offers a promising alternative, capable of handling complex data sets for domain analysis and grade estimation.This research introduces novel geospatial estimation methods, validated through a case study on geological domains using Supervised Machine Learning methods. A comprehensive comparison analysis of various modeling and grade estimation methods is presented, highlighting the potential of supervised ML algorithms as an alternative to traditional geostatistical methods. However, the study also acknowledges the limitations of ML, emphasizing the importance of geographic validation and visualization, apart from statistical analysis, in ensuring methodological rigor.Recommendations for future work include enhancing ML algorithms through specific data feeding, improving sample relationships with variable orientation data, anisotropy, and anisotropy ratio, and integrating geochemical data to enhance predictability. The thesis serves as a foundational guide for future resource estimation endeavors using not only ML algorithms but also geostatistical methods, underscoring the necessity of methodological rigor and validation in both geostatistical and machine-learning applications.
Primary results of transurethral prostate ethanol injection
Introduction Minimally invasive methods, especially the novel techniques, gain more and more popularity in benign prostate hyperplasia (BPH) treatment. Transurethral ethanol injection is one of these novel methods as it is easy to apply for BPH treatment and quite successful. The present study evaluates the results of a single-year transurethral ethanol injection prostate (TUEP) follow-up employed for the first time in our country. Materials and methods Fifty-two patients with lower urinary tract symptoms underwent TUEP. It was performed in ten patients under local anesthesia and in 42 patients under sedation. Dehydrated ethanol with a concentration of 95–98 % was injected using transurethral approach with a rigid cystoscope. Forty-two patients were followed for 1 year. Results At the end of the first year, the average patients’ IPSS scores decreased from 22.6 to 12.8 and prostate volume from 49.5 to 38.8 cc. Q-average increased from 3.3 to 7.1 ml/s and Qmax from 6.4 to 9.7 ml/s. Residual urine decreased from 160.1 ml to 68 cc. There were not any dire postoperative complications. In 77.8 % of the patients, TUEP succeeded. In 13.8 % of the patients, alternative treatment methods were to be employed. Conclusion TUEP, an effective minimally invasive treatment option, can be performed with medically high-risk BPH patients under regional anesthesia. The procedure is easy, inexpensive, safe, and rapid to us. Yet, long-term and multi-centered studies with larger patient series are needed to define further benefits.