Search Results Heading

MBRLSearchResults

mbrl.module.common.modules.added.book.to.shelf
Title added to your shelf!
View what I already have on My Shelf.
Oops! Something went wrong.
Oops! Something went wrong.
While trying to add the title to your shelf something went wrong :( Kindly try again later!
Are you sure you want to remove the book from the shelf?
Oops! Something went wrong.
Oops! Something went wrong.
While trying to remove the title from your shelf something went wrong :( Kindly try again later!
    Done
    Filters
    Reset
  • Discipline
      Discipline
      Clear All
      Discipline
  • Is Peer Reviewed
      Is Peer Reviewed
      Clear All
      Is Peer Reviewed
  • Item Type
      Item Type
      Clear All
      Item Type
  • Subject
      Subject
      Clear All
      Subject
  • Year
      Year
      Clear All
      From:
      -
      To:
  • More Filters
      More Filters
      Clear All
      More Filters
      Source
    • Language
114,191 result(s) for "anti‐inflammatory"
Sort by:
L’uso combinato di paracetamolo e ibuprofene è più efficace nel ridurre la febbre nei bambini rispetto all’uso di un singolo farmaco
La rubrica POEMs è a cura diPeter K. Kurotschka(Department of General Practice, University Hospital Würzburg, Germany). The PRISMA extension statement for reporting of systematic reviews incorporating network meta-analyses of health care interventions: checklist and explanations. Italian Panel for the Management of Fever in Children. 2016 Update of the Italian Pediatric Society Guidelines About Management of Fever in Children.
Hemodinamik anlamlı PDA’da trombosit parametrelerinin rolü
Amaç: Patent duktus arteriyozus (PDA), yenidoğanlarda en sık görülen durumlardan biridir ve prematüre bebeklerde birçok komplikasyonla ilişkilidir. Trombosit parametreleri ile hemodinamik olarak önemli patent duktus arteriyozus (hsPDA) arasındaki ilişki birçok çalışmada araştırılmıştır, ancak kesin bir sonuca varılamamıştır. Bu çalışmada, trombosit parametreleri ile hsPDA arasındaki ilişkiyi açıklığa kavuşturmayı amaçlıyoruz.Gereç ve Yöntemler: Bu retrospektif çalışma, Ocak 2020 ile Ocak 2023 tarihleri arasında yenidoğan yoğun bakım ünitesinde (NICU) gerçekleştirildi. Prematüre bebekler (<29 hafta), “hemodinamik anlamlı PDA’sı olmayan” (Grup 1) ve “hemodinamik anlamlı PDA’sı olan” (Grup 2) olarak gruplandırıldı. İlk ekokardiyografik değerlendirmeler yaşamın ilk iki günü içinde yapıldı. Hemodinamik anlamlı PDA tanısı konulduğunda hastalara ibuprofen veya parasetamol verildi. Başarılı kapanma, tedavi sonrası 24–72 saat içinde ekokardiyografi ile doğrulandı. Demografik faktörler ve trombosit parametreleri iki grup arasında karşılaştırıldı.Bulgular: Çalışma, toplam 101 hastayı içermekteydi. Grup 1’de 45 hasta (%44,6), Grup 2’de 56 hasta (%55,4) bulunmaktaydı. Hemodinamik anlamlı PDA’sı olan bebeklerde gebelik haftası ve doğum ağırlığı anlamlı olarak daha düşüktü. Ayrıca, ilk yedi gün içinde bu grupta anlamlı olarak daha düşük trombosit sayısı ve trombosit kütlesi, daha yüksek MPV değerleri saptandı. Kordon kan gazı değerlerinde (pH ve laktat) anlamlı bir fark bulunamadı. Hemodinamik anlamlı PDA’sı olan grupta NICU’da yatış süresi daha uzundu.Tartışma: Trombosit parametreleri, prematüre bebeklerde hemodinamik anlamlı PDA varlığı ile önemli ölçüde ilişkilidir. Düşük trombosit sayısı ve trombosit kütlesi, hemodinamik anlamlı PDA için bir gösterge olabilir.
Ruolo dell’infiammazione nello scompenso cardiaco con frazione di eiezione preservata: dalle interazioni nefro-metaboliche alle implicazioni terapeutiche future
Lo scompenso cardiaco con frazione di eiezione preservata (HFpEF) è un’entità clinica complessa, frequentemente associata a malattia renale cronica (CKD). Studi recenti indicano che il 50-60% dei pazienti con HFpEF presenta anche CKD, ed anche la prevalenza di HFpEF nei pazienti con CKD è consistente. L’infiammazione sistemica cronica di basso grado è comune in entrambe le condizioni ed è correlata a fattori di rischio come obesità, insulino-resistenza e diabete. L’iperattivazione del recettore dei mineralcorticoidi gioca un ruolo centrale in questo processo, contribuendo alla fibrosi interstiziale e all’infiammazione. Altri fattori, inclusi l’acidosi metabolica, la disbiosi intestinale e la ridotta espressione della proteina α-Klotho, amplificano la risposta infiammatoria. Tale infiammazione sistemica riduce la produzione di ossido nitrico, compromettendo la funzione diastolica cardiaca e concorrendo, insieme con la sindrome metabolica e l’invecchiamento, ad aggravare ulteriormente la già complessa patologia cardiaca. Le strategie terapeutiche volte a ridurre l’infiammazione, come gli inibitori del sistema renina-angiotensina-aldosterone e gli inibitori del cotrasportatore sodio-glucosio di tipo 2, mostrano un potenziale promettente. Inoltre, l’uso di farmaci antinfiammatori e nuovi interventi per ripristinare l’equilibrio del microbiota intestinale potrebbero offrire nuove opportunità per migliorare la prognosi nei pazienti con HFpEF e CKD. Ulteriori studi sono necessari per chiarire l’efficacia clinica di questi approcci e il loro ruolo nell’ottimizzazione della gestione di questa popolazione complessa.
Çok düşük doğum ağırlıklı yenidoğanlarda patent duktus arteriyozus varlığının klinik, laboratuvar ve ekokardiyografik etkilerinin araştırılması
Amaç: Patent duktus arteriyozus (PDA) çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerde önemli hemodinamik değişikliklere yol açarak neonatal mortalite ve morbiditeyi etkileyebilir. Bu çalışmada, çok düşük doğum ağırlıklı prematüre olgularda farklı hemodinamik özellikteki PDA’nın klinik, laboratuvar ve ekokardiyo-grafik özelliklerinin karşılaştırılması amaçlandı.Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, 1 Mayıs 2011-1 Mayıs 2012 tarihleri arasında neonatoloji kliniğinde izlenen ≤32 gestasyonel hafta ve <1500 gram olan çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerde prospektif olarak yapıldı. Olgular klinik ve 24-72. saatte yapılan ekokardiyografi bulgularına göre PDA olmayanlar, hemodinamik önemsiz PDA, intravenöz ibuprofen ile tedavi uygulanan hemodinamik önemli PDA ve oral ibuprofen ile tedavi uygulanan hemodinamik önemli PDA grupları olarak kategorize edildi. Tedavi sonrası klinik, laboratuvar ve ekokardiyografi testleri tekrarlandı. Sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirildi.Bulgular: Çalışma döneminde 66 olgu (median ağırlık 1200 gram, %50’si erkek) mevcuttu. Bu olguların 27’sinde PDA yoktu, 14’ünde hemodinamik önemsiz PDA, 10’unda intravenöz ibuprofen ile tedavi edilen hemodinamik önemli PDA ve 15’inde oral ibuprofen ile tedavi edilen hemodinamik önemli PDA mevcuttu. Başlangıç ve tedavi sonrası N-terminal pro-BNP (NTpBNP) düzeyleri arasında gruplar arasında fark yoktu. Ekokardiyografik ölçümlerde duktus çapı, LA/Ao, LVDD ve LVDS indeksleri, La/LVDD, RA ve LA hacimleri ile diyastolik disfonsiyonu gösteren Emv ve Amv ölçümleri intravenöz ve oral ibuprofen uygulanan hemodinamik önemli PDA gruplarında belirgin yüksekti (p<0,05). Tedavi sonrası duktusun kapanması ile kalbin hem sistolik hem de diyastolik fonksiyonlarının iyileştiği görüldü.Tartışma: Çok düşük doğum ağırlıklı prematüre bebeklerde erken dönemde yapılan ekokardiyografi ile hemodinamik önemli PDA saptanarak kalbin sistolik ve diyastolik fonksiyonlarında bozulma değerlendirilebilir. NTpBNP’nin hemodinamik önemli PDA’yı göstermede ve tedavi cevabını izlemedeki yeri sınırlıdır. Oral veya intravenöz ibuprofen tedavileri hemodinamik önemli PDA tedavisinde etkilidir.
Gestione domiciliare dei pazienti con polmonite da Covid-19 nelle fasi precoci della pandemia: analisi dei dati real-life della Medicina Generale della Provincia di Modena dallo studio MAGMA
Gestione domiciliare del paziente con polmonite da Covid-19 seguito dal medico di medicina generale (Mmg) della Provincia di Modena nelle prime fasi di pandemia: integrazione dati dallo studio MAGMA. Studio osservazionale retrospettivo sul paziente affetto da Covid-19 e seguito dal Mmg da marzo 2020 ad aprile 2021. Sono stati studiati 5340 pazienti di cui il 27% ha sviluppato polmonite. Tra questi la maggior parte è stata gestita interamente sul territorio con un’alta intensità assistenziale. Il monitoraggio a distanza quotidiano e la visita domiciliare, insieme a un trattamento farmacologico personalizzato, soprattutto per le forme più gravi, appaiono gli interventi più efficaci nel ridurre le ospedalizzazioni.
Türkiye’de Yetişen Helianthemum oelandicum subsp. incanum (Willk.) G. Lopez Bitkisinin Serbest Radikal Süpürücü, Anti-inflamatuvar ve Hipoglisemik Aktivitelerinin Değerlendirilmesi
Helianthemum Türkiye’de 4’ü endemik olmak üzere 19 takson ile temsil edilmektedir. Bu çalışmada Türkiye’de doğal olarak yetişen Helianthemum oelandicum subsp. incanum toprak üstü kısımlarının etanollü (%75) ve sulu ekstrelerinin antioksidan, anti-inflamatuvar ve hipoglisemik aktiviteleri araştırılmıştır. Sulu ekstrenin DPPH ve ABTS radikalleri üzerine gösterdiği süpürücü etki miktarı sırasıyla 67.26±0.49 ve 68.08±0.41 µg ml-1 olarak tespit edilmiştir. Bitkinin etanollü ekstresinin DPPH radikaline karşı gösterdiği antioksidan aktivite değeri 46.71±0.27 µg ml-1 iken, ABTS radikali için bu değer 51.60±0.76 µg ml-1 olarak bulunmuştur. Bitkinin hem etanollü hem de sulu ekstresinin eritrosit membran hemolizini konsantrasyona bağlı olarak inhibe ederek in vitro anti-inflamatuvar etki gösterdiği ve etanollü ekstrenin sulu ekstreye göre daha güçlü etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bitki ekstrelerinin in vitro hipoglisemik aktivite tayini için α-glukozidaza karşı inhibisyon etkileri ölçülmüş, etanollü ve sulu ekstrelerin IC50 değerleri sırasıyla 2.52±0.01 ve 3.21±0.01 µg ml-1 bulunmuş ve standart bileşik akarboz ile karşılaştırıldığında (IC50= 0.90±0.01 µg ml-1) α-glukozidaza karşı güçlü inhibisyon gösterdikleri tespit edilmiştir. Tüm aktivite sonuçları bir arada değerlendirildiğinde etanollü ekstrenin antioksidan, anti-inflamatuvar ve hipoglisemik aktivitesinin sulu ekstreden daha yüksek olduğu bulunmuştur.